BUZDAĞININ GÖRÜNMEYEN KISMI BİLİNÇALTIMIZ

İnsan bilinci insan ruhunun ancak küçük bir kısmını oluşturur. Bilincinde olduğumuz şeyler buzdağının ancak görünen kısmıdır. Su yüzeyinin -ya da bilinç eşiğinin- altında bilinçaltı ya da bilinçdışı yatmaktadır. Dikkatli bir insan düşünelim, neden şipşak her şeyi açıklayamayacaktır bize. Ruhsal organmızın öyle melekeleri vardır ki, bunları bilinç alanında aramak faydasızdır. Bilinçli bir dikkati belli bir seviyeye kadar çalışıp elde etme olanağı varsa da, dikkati uyaran kaynak bilinçte değil, ilgidedir. İlgi ise büyük bölümüyle bilinçaltımızda bulunmaktadır. Bilinçaltı tümüyle ruhsal organın bir işlevi, aynı zamanda ruhsal hayatta en güçlü faktördür. Yani bilinçaltı dediğimiz şey, bilincimizdeki(buzdağının görünen kısmındaki) her şeyin kaynağı ve kökenidir. Arka planda devamlı bizim için düşünen içimizdeki sesimiz, kimliğimizdir. Hatırlamak istemediklerimizi, umursamadıklarımızı attığımız bir çöp kutusu değil gerçek benliğimizdir. Bilinçaltınımızı tanımak için yapabileceğimiz en iyi şey bilinçlenmek, bilinçlenmek için yapabileceğimiz en iyi şey ise bilinçaltımızı tanımaya çalışmak yani buzdağının görünmeyen kısmını görmeye çalışmakla ilgilidir.

Bilinçaltı sadece unutmak istediklerimizin, içsel kötülüklerimizin, güçsüz yanlarımızın bulunduğu yer değil, tüm yanlışlarımızın ve dugularımızın ikamet ettiği bir alandır. Kendimizi ve diğerlerini anlamanın en temel yolu bilinçaltımızı incelemekten geçer.

Bilinçaltımız olmasaydı hayatın anlamı sadece gözle görülür şeylerde sınırlı kalırdı. Beş duyu organımızla herşeyi çözümlemeye çalışırdık. Sorunlarımız, takıntılarımız, içsel çatışmalarımızda olmazdı elbette. Psikolojik sorunlarımız olmadığı içinde desteğe ihtiyaç duymazdık ve bu yüzden Psikolji bilimi varolmazdı. Dünyamızdaki diğer canlılar gibi sınırların hakim olduğu bir yaşam sürüp, üretmeden, geliştirmeden; doğar, yaşar ve arkamızda bir iz bırakmadan hayata veda ederdik…

Henüz anne karnında bulunduğumuz günlerden itibaren beynimiz bilgiyi algılar, işler ve kayıt eder. Tıpkı bir bilgisayar gibi. Bilgisayara girdiğimiz bir bilgiyi kullanmak istediğimizde kaydettiğimiz dosyayı açmamız yeterlidir. Artık bilgiye gerek duymadığımıza kara verip sileriz ve tekrar yükleyemeyiz. Ancak bilgiler bizim çözümleyemediğimiz şekilde beynimize kodlanır. İnsan beyni mükemmel bir bilgi yöneticisidir. Sık kullandığımız bilgiler kolay ulaşılabilen bölgelerde saklanırken; sık kullanmadığımız, hatırlamak istemediğimiz bilgiler ise derinlerlerde arşivlenir.

Bilinç ve bilinçaltı iç içe geçmiştir ve devamlı birbirlerinden etkilenirler. Bu etkileşim soucunda duygu, düşünce ve davranışlarımız ortaya çıkar. Bilinçaltımızdaki duygular davranışa dönüşerek yaşamımızı etkilerken, önemli yaşam olaylarıda bilinçaltımızda yer edinir. Önemli olan tüm kontrolün bilinçlatının yönetmesine izin vermemek, yaşamımızın kontrolünde bilincin etkisini arttırabilmek, yaşamımızdaki olayların bizi ne ölçüde etkilediğini farkında olabilmektir.

İrem Karatut

 

kaynakça

Araptarlı, N. (2007). İçimdeki Ben.

Adler, A.(1926). İnsanı Tanıma Sanatı (6. Baskı). Kamuran Şipal (Çev.). Ankara: Say.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir