KAYGIMLA NASIL BAŞ EDEBİLİRİM?

 

Hepimiz hayatımızda zaman zaman kaygı yaşarız. Kaygılar bizi rahatsız etmediği sürece gereklidir ve bizi hayata karşı motive edebilir. Ama bazı kaygılarımız bizi rahatsız edecek dereceye gelir ve bu sefer hayata motive olmakta zorlanabiliriz. Hatta bu kaygılar bizi ele geçirebilir ve içinde bulunduğumuz durum ve gelecek için fazlasıyla kaygılanırız. İşte tam da bu noktada önemli olan şey engel olamadığımız kaygılarımızla baş etme yoluna giderek bize zarar veren kaygılarımızı en alt düzeye indirebilmektir. Fakat kaygılarımızla baş edebilmek için öncelikle yaşadığımız kaygı halinin ne olduğunu bilmek gerekir.

Kaygı Nedir?

Kaygının kısaca tanımı kaynağının nereden geldiği tam olarak belli olmayan kişinin kendisini tehdit altında hissettiği korku ve gerginlik halidir. Kaygıya sebep olan pek çok etken vardır. Kaygı kişinin yaşantılarından, öğrenmelerinden, biyolojik ve genetik sebeplerden ve yaşadığı yerdeki uyarıcılardan kaynaklanmaktadır ve bu etkenlerin bazılarına maruz kalan birey içinde bulunduğu duruma karşı kaygılanır ve genellikle geleceğe dair karamsarlık, endişe, kararsızlık ve kötü duyguların sonucunda ortaya çıkan umutsuzluk haliyle mutsuzluk yaşamaktadır. Birey bu ruhsal sıkıntıları yaşarken aynı zamanda bedensel sıkıntılar da yaşayabilir. Kaygı, kişinin yaşamını büyük ölçüde etkileyerek kişilerin tedirginlik, panik hali veya farklı sıkıntıların biri veya birkaçını yaşamalarına sebep olabilir.

Durumluk ve sürekli kaygı olmak üzere iki tür kaygının varlığından söz edebiliriz. Durumluk kaygı, bireylerin özellikle bazı durumlara karşı tedirginlik yaşamaları sonucunda verdikleri duygusal tepkilerdir. Sürekli kaygı ise, kişinin kaygı yaşamaya yatkın olmasıdır. Bu kaygı halinde olan kişi içinde bulunduğu durum ve olaylar hakkında devamlı olarak kaygılanma halindedir. Sürekli kaygı düzeyi yüksek olan bireyler düşük olan bireylere göre olayları daha tehdit edici olarak görürler.

Kaygı birçok şeyi etkileyebilir

Kaygı düzeyinin kişiyi olumsuz etkileyecek seviyeye gelmesi kişinin yaşam kalitesinin düşmesine bu sebeple bireyin verimliliğinde azalma görülmesine ve işlerinde başarısızlık yaşamasına neden olabilir. Örneğin bir proje üzerinde çalışan birey, projeyi tamamlama sürecinde yüksek bir kaygı yaşarsa süreci yorucu ve gergin geçirir bu yüzden yaptığı işten keyif almamaya başlar ve işin başarısızlıkla sonuçlanma ihtimali artar.

 

Bakış açımız hayatımızı şekillendiriyor

Aslında kişinin kaygılanmasının sebebi olayın kendisi değil, olaya karşı bakış açısıdır. Bakış açımızın oluşmasında öğrenmelerimiz çok etkilidir. Geçmiş öğrenmelerimizle şekillenen düşünce tarzımız ileriki yaşamımızda olayları yorumlarken devreye girer ve artık benzer durumlara karşı benzer tepkiler vermeye başlarız. Eğer bu düşünceleri benimseyerek kişiliğimizin parçası haline getirirsek düşünce kalıplarımızı oluştururuz ve artık olayları düşünce kalıplarımızın çerçevesinde görmeye başlarız. Benimsediğimiz düşünceler gerçekçi ve akılcı değilse bizi rahatsız eden kaygılarımız oluşmaya başlar. Araştırmalara göre kaygı düzeyi bilinçli olarak düşürülebilir. Kişi kaygılandığı problemle ilgili sorumluluğunu üstlenerek başa çıkma yollarına başvurabilir.

 

Kişinin baş etme sürecine girişi farklı şekillerde olabilir:

  • Kaygının olumsuz etkilerinden kurtulma isteği
  • Kaygı düzeyini belirleme ve kaygıya sebep olan düşüncelerin yerine gerçekçi düşünceler geliştirmeye çalışma
  • Huzursuzluk ve gerginlik veren kaygıları azaltmak için çözüm yolları arama girişimleri.

 

Kişi, başa çıkma sürecini öğrenebilir ve bu sayede kendisine huzursuzluk veren kaygılarını azaltabilir. Kişi, kendisini tehdit altında hissettiği durumlarla başa çıkmak için şu yolları izleyebilir:

  1. Problemle ilgili sorumluluğunu üstlenme
  2. Sorunlarla daha kolay başa çıkabilmek için yeteneklerinin farkına vararak kendine güvenme
  3. Durum üzerinde gerçekçi bir şekilde düşünme, güvendiği kişilerden destek alma, uygulayabileceğine inandığı bir plan hazırlama, farklı çözüm yollarına açık olma
  4. Hazırladığı plana uygun hareket etme, iyimser bir yaklaşımla gelecekte karşısına çıkabilecek sorunları çözebilmek için kendisini geliştirme.

 

Başa çıkma sürecinin uzunluğu veya sürecin zorlayıcılık seviyesi kişinin kaygı düzeyine, kişilik özelliklerine, değişime açık olma haline, kaygısını azaltmak konusunda ne kadar istekli ve istikrarlı olduğuna ve birçok faktöre bağlı değişkenlik gösterebilir.

 

Umarım sizin için kolay bir süreç olur dileklerimle yazımı sonlandırıyorum.

 

Betül ACAR

 

 

 

KAYNAKÇALAR

 

Büyüköztürk, Ş. (1997). Araştırmaya yönelik kaygı ölçeğinin geliştirilmesi. Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, 12(12), 453-464.

Can, B., Dereboy, Ç., & Eekİn, M. (2012). Yüksek Riskli Sınav Kaygısının Azaltılmasında Sistematik Duyarsızlaştırma ile Bilişsel Yeniden Yapılandırmanın Etkililiğinin Karşılaştırılması. Turk Psikiyatri Dergisi23(1).

ERÖZKAN, A. (2004). Üniversite öğrencilerinin sınav kaygısı ve başaçıkma davranışları. Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (12), 13-38.

Güler, D., & Çakır, G. (2016). Lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygısını yordayan değişkenlerin incelenmesi. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi4(39).

ÖZAN, M. B. (2003). ÖĞRENCİLERİN SINAV KAYGILARININ ÖĞRENMELERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ. Fırat Üniversitesi Doğu Araştırmaları Dergisi1(3), 64-70.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir